Blog

Sır Psikoloji

Blog

Obsesif-Kompulsif-Bozukluk-ozgur-saygin-solak-01.jpg

1 Ağustos 2018 Sır Psikoloji0

[vc_row][vc_column][vc_column_text]Obsesif Kompilsif Bozukluk Nedir?

Obsesyonlar(takıntılar); Kişi istemediği halde sık sık aklına gelen rahatsız edici tekrarlayan hayaller veya düşüncelerdir. Kişi bu düşünceler ve hayallerin saçma ve mantıksız olduğunun farkındadır ama bi türlü kafasından atamaz ve kişide yoğun bir biçimde kaygıya ve sıkıntıya neden olur.

En çok rastlanan türleri;

Bulaşma obsesyonları; Bu obsesyona sahip kişilerde kir, mikrop pislik, meni vb. araçlarla kirleneceğine yada onların bulaşma ihtimalini korkusunu yaşar ‘‘Bulaştı mı aceba gibi zorlayıcı düşüncelerden kendini alamaz’’ Kir, mikrop, pislik bulaşacak ortamlardan kaçınma davranışı gösterebilir

Kuşku obsesyonu: Bu obsesyona sahip kişiler yaptıkları işlerde emin olamakta zorluk gösterirler.Ütünün fişini çektim mi, Ocağın altını kapattım mı, Kapıyı kilitledim mi? Gibi soruları zihninden atmakta zorluk yaşar.Kişi yapacağı ihmalden dolayı kendisine veya bir başkasına zarar vermenin korkusunu yaşar.

Saldırganlık obsesyonu:Kişide kendisine veya birbaşkasına zarar vermeyle ilgili zorlayıcı düşündeler bulunur.Çocuğumu penceredn atar mıyım? Ya intihar edersem, ya kendime hakim olamayıp birisini öldürürsem gibi kişiyi rahatsız eden zorlayıcı düşüncelerdir. Bu düşüncelere sahip kişiler makas, bıçak yüksek yerlerden sevdiği kişilerden uzak durmaya çalışabilirler.

Cinsel obsesyonlar: Ayıplanacakbiçimde, kendisiyle ya da başka bir kişiye yönelik cinsel içerikli obsesyonlardır. Çoğunlukla kişinin hemcinsleriyle veya çocuklarıyla cinsel ilişki yaşamasına dönük ortaya çıkabilir. Yoğun olarak suçluluk, utanma, günahkarlık gibi duygular yaşanabilir. Örneğin; Yakınlarıma karşı cinsel istek duyar mıyım?, Karşı cinsin cinsel organına bakar mıyım,

Dinsel obsesyon: Kendi inanç ve görüşlerine karşı kabul edilemez, inanç ve düşüncelerinin tam zıttı bir şekilde çok yoğun sıkıntıya neden olacak biçimde kişinin düşünmekten kendini alamadığı tekrarlayan düşüncelerdir.Örneğin; Namaz esnasında akla gelen küfürler,İçinden geçirdiği ama rahatsızlık duyup zihninden atamadığı Allah’a, Peygamber’e, Kur’an’a küfür etme, abdestin sürekli bozulduğunu düşünme, dualarım ibadetim kabul oldu mu düşünceleri

Simetri obsesyonu: Kişinin hayatında he şeyin düzenli ve simetri  olması gerekliliği ile ilgili düşüncelerdir. Bu kişilerin herhangi bir yere giderken hazırlanması uzun sürebilir.

Somatik obsesyon: Hayatı tehdit eden hastalıkları(kanser vb.) aşırı düşünme  ve zihinden atamama şeklinde görülür.Kişide yoğun bir biçimde hasta olmaya dair korku ve kaygı yaşar.

Dokunma obssesyonları;Kişi bir işi yapmadan önce kendince önemli bir nesneye dokunma ihtiyacı duyar.

 

Kompilsiyonlar(Zorlantılar): Obsesyonların vermiş olduğu sıkıntıdan kurtulmak için kişinin yapmaktan kendini alamadığı yaptığı zaman sıkıntının azalacağı zannedilen ama azalmayan davranışlar ya da zihinsel eylemlerdir.

Örneğin;

  • Ellerini tekrar tekrar yıkama
  • Zihninde belli düzende sayılarla iş yapma(elini 3-5-3 kere yıkama)
  • Ocağın altını kapattım mı, ütünün fişini çektim mi, evin kapısını kilitledim mi diye tekrar tekrar kontrol etme
  • Sürekli bir yerleri belli bir biçimde düzenleme

Bir çok insanda obsesif düşünceler bulunmaktadır ama artık bu düşünceler ve davranışlar kişinin gündelik yaşamını ve sosyal hayatını etkiliyor, zihninden atamakta zorlanıyorsa profesyonel bir desteğe ihtiyaç duyuyor demektir.

Tedavisi

Hastalığın kendi kendine düzelmesi neredeyse yok denecek kadar düşük bir ihtimaldir. Bundan dolayı profosyonel bir destek almak oldukça önemlidir. Kendini kanıtlamış psikoterapi yöntemleri bulunmaktadır. Bunlar Bilişsel Davranışcı Terapi ve son zamanlarda aktif bir biçimde kullanılan EMDR terapisidir.

[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row]


dehb-yanlis-bilgi-01.jpg

23 Temmuz 2018 Sır Psikoloji0

[vc_row][vc_column][vc_column_text]Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğunda Doğru Bilinen Yanlışlar

 

DEHB’ nin, (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu) nörobiyolojik bir temeli vardır ve bu yüzden DEHB’ li çocuklar yalnızca tıbbi tedavi görmelidir. İlaçla tedavi gören DEHB’li çocukların %70-80’ninde belirtilerde azalma görülmektedir. Ancak belirtilerde azalma olması bozukluğun ortadan kalkması ile eş anlamlı değildir. İlaçla tedavi çocuk psikiyatristi gerek görüyorsa sözkonusu olmalıdır. Bunun yanı sıra davranışsal ve akademik gelişme sağlanması için psiko-eğitimsel yardımlara gereksinimi vardır. Aksi takdirde ilaçla tedavi amacına ulaşmamaktadır.

 

DEHB gerçekte mevcut değildir, bu durum çocuklarını disipline edemeyen anne babaların hatasıdır. Bilimsel araştırmalar DEHB’in biyolojik temelli bir bozukluk olduğunu ortaya koymaktadır, ancak nedenleri tam olarak anlaşılamamıştır. Davranış denetlemek için beyin tarafından kullanılan nörotransmitterlerin dengesizliği ve merkezi sinir sistemindeki anormal glikoz metabolizmasından kaynaklandığı ileri sürülmektedir.

 

DEHB temel olarak kötü ana babalıktan ve disiplin eksikliğinden kaynaklanmaktadır ve bütün DEHB’ li çocukların gerçekte ihtiyaç duydukları şey böyle yapmacık tedaviler değil eski tarz bir disiplindir. Bazı anne babalar çocuğun yanlış davranışının onun ahlaki bir sorunu olduğunu düşünürler zaman zamanda kendilerinde kabahat bulurlar. Tıbbi bir müdahale uygulamadan sadece disiplin yöntemleri uygulamanın DEHB’li çocuğun davranışını iyileştirmekten ziyade iyice kötüleştirdiğini gösteren aile etkileşim araştırmaları vardır.

 

DEHB yanlış tutumlar sonucu oluşur. Zayıf beslenme, şeker, katkı maddeleri, olağan ölçülerde kurşun, olumsuz ana baba tutumu DEHB’ e yol açmaz. DEHB genetik ve biyolojik temellidir. Bununla birlikte anne babaların davranışları çocuğun DEHB davranışlarını denetleme becerilerini etkileyebilir. Ayrıca bazı araştırmalar hamileyken alkol ve uyuşturucu almanın DEHB’ e yol açabileceği konusunda örnekler sunmuştur.

 

DEHB’ li çocukların akranlarından farkı yoktur. Her çocuk dikkatini sürdürmede ve yerinde oturmada güçlük çeker. DEHB özellikleri 3-7 yaş arasında başlamışsa akranlarına göre belirtileri çok fazla ve şiddetli yaşıyorsa, birçok ortamda aynı belirtiler varsa, davranışlar çocuğun akademik ve sosyal hayatında önemli bozulmalara yol açıyorsa tüm çocuklarda olduğu söylenemez.

 

Çocuklar büyüdüklerinde DEHB kaybolur. DEHB sadece çocuklarda bulunmaz, bazı araştırmalar DEHB’in yaşam boyu sürebileceğini göstermektedir. DEHB tanısı konulan çocukların %70-80’ i gençlik dönemlerinde bu belirtileri sürdürmektedir. %30-65’ lik kısmının ise yetişkinlikte tüm klinik belirtileri sürdürmeye devam ettiği görülmektedir. Eğer tedavi edilmezlerse DEHB’li bireyler madde bağımlılığı, depresyon, akademik başarısızlık, mesleki sorunlar ve evlilik sorunları yaşayabilirler. Uygun olarak tedavi edildiklerinde DEHB’li pek çok birey üretken bir yaşam sürebilir.

 

DEHB’ li çocuklar sürekli pekiştirilmeyi isterler. Hatta diğer öğrencilerden daha çok olumlu pekiştirmeye ihtiyaç duyarlar. Tek başına olumlu pekiştirme davranışı kazanma ve sürdürmede yeterli değildir, üstelik sürekli pekiştirme gerçek hayat ortamlarında uygulanabilir değildir.

 

DEHB’ li bütün öğrenciler özel eğitim hizmeti almalıdır. Çocuğun eğitimiyle ilgili önemli aksaklıklar ve bu konuda istek varsa özel eğitim gerekebilir.

 

DEHB’ li çocuklar davranışlarından dolayı sorumluluk almak yerine sadece özür dileyip bahane bulmayı öğreniyorlar. Tedavinin psiko-sosyal yönü bu tür sorunların önüne geçmek içindir. Psikolojik danışmanlar öğretmenler ve hekimler, çocuklara DEHB’in üzerinde çaba harcanması gereken zor bir durum olduğunu bir özür yada kabahat olmadığını öğretirler.

 

DEHB hayali bir rahatsızlıktır, aslında böyle bir hastalık yoktur. Yüzyılın başından beri yapılan araştırmalar, dürtü kontrolünde zorluk ve hiperaktivite gösteren bireylerin varlığını nesnel olarak göstermiştir.

 

DEHB’ li çocukları tümü öğrenme güçlüğüne sahiptir. DEHB’ li çocukların %10-33 ‘ü aynı zamanda öğrenme güçlüğüne sahiptir.

 

DEHB’ li öğrenciler normal sınıflarda öğrenim göremezler. Öğretmen uygun düzenlemeleri yapar ve sınıf süreçlerini yapılandırırsa, bu çocukların yarıdan fazlası normal sınıflarda öğrenim görebilir.

 

DEHB’ i olan çocuğun her istediği yapılmalıdır. Bu tür bir yaklaşım bu çocukların dürtüsel davranışlarını pekiştirmekten başka bir işe yaramaz.

 

DEHB tedavisinde kullanılan ilaçlar bağımlılığa yol açar. Bu ilaçların uygun kullanımı alışkanlığa yada bağımlılığa yol açmaz.

 

DEHB’in tedavisi için kullanılan ilaçlar zeka geriliği ve kısırlık yapar. Bu tür düşünceler bilimsel desteği olmayan görüşlerdir. Bu ilaçların çocukları genel olarak yavaşlattığına ilişkin araştırma bulguları olmakla birlikte zeka geriliği ya da kısırlık olması mümkün değildir.

 

Uyarıcı ilaçlar almanın DEHB’li çocuklarda kalıcı herhangi bir davranışsal ya da eğitimsel yarar sağladığını hiç bir araştırma göstermemiştir. Araştırmalar uyarıcı ilaçlarla yapılan tedaviden DEHB’li çocukların, gençlerin ve yetişkinlerin fayda sağladığını göstermiştir.

 

Öğretmenler yeterince çaba gösterirlerse uyarıcı ilaçlardan daha etkili sonuçlar alınabilir. Çok modelli araştırmalar bu düşüncenin yanlış olduğunu göstermektedir.

 

Çocuklarda ya da yetişkinlerde DEHB’i teşhis etmek mümkün değildir. Bilim adamları henüz DEHB’in teşhisine yönelik tek bir test geliştirememiş olmasına rağmen, açık seçik tanılayıcı kriterler geliştirilmiştir.

[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row]


gorsel-dikkat-egitimi-01.jpg

18 Temmuz 2018 Sır Psikoloji0

[vc_row][vc_column][vc_column_text]

GÖRSEL DİKKATİ GELİŞTİREN OYUNLAR

Dikkat Kitapları: Çocuğun öğrenme becerisi ve dikkatini geliştirmek için hazırlanan kitaplardır. Bu kitaplar çocuğun yaşına ve gelişim seviyesine göre seçilmelidir.  

Labirent Oyunları: Kâğıt üzerine çizilmiş labirentin bir girişi ve birçok çıkışı vardır. Amaç girişten yolu takip ederek en az hata ile doğru çıkışı bulmaktır. Bu oyunun aşamalı olarak kolaydan zora doğru seviyeleri vardır.  

 Fark Bulma: Bu konuda daha önceden hazırlanmış çalışmalardan yararlanılabilir. Fark bulma egzersizleri, ayrıntıları çabuk fark etmeyi ve bulmayı, dikkati dar alanlarda iyi kullanabilmeyi sağlar. Birbirine benzeyen ama aralarında küçük farklılıklar bulunan iki resim gösterilir. Bunların arasındaki farkları çocuğun bulması istenir.

 Kamuflaj Resimler: Büyük bir resim içerisine gizlenmiş birçok resimden oluşur. Gizlenen bu resimleri bulmak gerekir.

  Harita Oyunları: Haritadan ülke, şehir, ilçe, kasaba, köy bulma ile ilgili oyunlardır. Oyunun hangi coğrafyada ve hangi özellikle ilgili oynanacağına karar verilir. Belirli bir süre içinde rakipler soruları cevapladıkça oyuna devam ederler.

  Resim Kopya Çalışması: Bakarak bir nesnenin resmini kopya etmektir. Resmin aynısını yapmaya çalışmaktır.

  Resmi Hafızada Tutup Çizme Çalışması: Bir resmi, görüntü karesini, nesneyi, pozisyonu belirli bir süre gözlemledikten sonra ayrıntılı bir şekilde hafızadan çizmeye çalışmaktır.

  Resmi Hatırlatma: Çocuğa bir dakika boyunca bir resim gösterilir. Daha sonra resim kapatılır ve o resimle ilgili sorular sorulur.

Ayrıntı Görme Oyunu: Bu oyunu oynamak için çocukla beraber çevrenin iyi görüldüğü bakış açısı geniş, yüksek bir yere veya tepeye çıkmak gerekir. Oyun evde oynanacaksa cama veya balkona çıkmak yeterlidir. Baktığınız yerden çocuğa, Ben bir minare görüyorum. Sen de görüyor musun? Benim gördüğüm yeşil arabayı sen de görüyor musun? gibi sorular sorulur. Çocuktan bu soruların cevabını bulması istenir. Çocuk bulamazsa ipucu verilir. Sonra soru sırası çocuğa geçer. Çocuk da sorar ve oyun bu şekilde devam eder.

  Adres Öğrenebilme, Gidilen Yolu Öğrenme Oyunu: Araba ile ailece bir yere giderken, çocuğunuz gideceğiniz yerin yolunun bilmiyorsa bu oyunu oynayabilirsiniz. Yola çıkarken; Haydi bakalım seninle bir oyun oynayacağız; bu oyun yol bulma

oyunudur. Giderken dikkat et ve yolu öğrenmeye çalış. Bakalım dönüşte yolu sen bulup, tarif edebilecek misin? denir. Yolun etrafındaki binaların, nesnelerin giderkenki görünüşü ile dönüşteki görünüşü farklıdır. O yüzden başta bunu çocuğa belirtmek gerekir.

Siz yada çocuğunuz dikkat eksikliği yaşamaktaysanız Sır Psikolojik Danışma Merkezini Ziyaret Edebilirsiniz[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row]


emdr-therapy-training-01.png

14 Temmuz 2018 Sır Psikoloji0

[vc_row][vc_column][vc_column_text]

EMDR nedir?

EMDR, İngilizce adıyla Eye Movement Desensitization and Reprocessing (Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme) olarak adlandırılan bir psikoterapi yönteminin kısaltmasıdır. EMDR terapisinin hem kısa sürede hem de kalıcı ve etkili terapi olmasının nedeni bir çok psikoterapi yöntemini sistematik bir alt yapı içerisinde kapsayan kompleks bir terapi olmasından kaynaklanmaktadır. Emdr terapisinde psikodinamik bilişsel davranışçı, yaşantısal, fizyolojik ve etkileşimsel terapi yaklaşımlarından yöntemler kullanılmaktadır. Terapi sürecinde sadece düşüncelere değil aynı zamanda da duygular beden duyumuna odaklanan bir terapi olması onu hem diğer terapilerden ayırmakta hemde güçlü kılmaktadır.

Beyin fizyoloik temelli bir sistemle her yeni deneyim aracılığı ile kendisine ulaşan bilgiyi işler ve işlevsel hale getirir. Duygu düşünce bedensel duyum imge ses ve koku gibi bilgiler işlenip ilişkili anı ağlarına bağlanarak bütünleşir , bu deneyimle öğrenme gerçekleşir. Bireyin yaşamış olduğu durumlar travmatik ya da rahatsız edici olur ve yeni bir anı ağına entegre olamaz ise  deneyimi anlamlandırabilmek için anı ağlarıyla işlevsel bir bağlantı kuramaz ve öğrenme gerçekleşemez. Duygular düşünceler imgeler sesler beden duyumları yaşandığı haliyle depolanır , bugün yaşanılan bazı durumlar geçmişte yaşamış olunan anıları tetiklerse  kişi o anının bir kısmını ya da bütününü yeniden yaşar gibi etkilenir. EMDR ye göre yaşanan rahatsızlıkların nedeni işlev bozucu  işlenmeden depolanmış anıların şimdiki zamanda yaşanıyormuş  gibi hissedilmesidir.

Doğal afetler, büyük kazalar, kayıplar, savaş, taciz, tecavüz gibi önemli travmaların yanı sıra, başta çocukluk çağı olmak üzere her yaşta yaşanan ve etkisi travmatik olan her tür yaşantı (EMDR bireyin baş edemediği ve bireyi rahatsız eden durumu bir travma olarak kabul eder)  günlük hayatta aile, okul, iş çevresinde yaşanan olumsuz olaylar, şiddete maruz kalmalar, aşağılanmalar, reddedilmeler, ihmal ve başarısızlıklar işlenememiş anılar arasında yer alabilirler. . EMDR’ye göre rahatsızlıkların, olumsuz duygu, düşünce, davranış ve kişilik özelliklerinin arkasında uyum bozucu, işlev bozucu, işlenmeden ve izole bir şekilde depolanmış bu tür anılar yatar. Kişinin kendisi ile ilgili olumsuz inançları (örn: Ben aptalım), olumsuz duygusal tepkileri (başaramamaktan korkma) ve olumsuz somatik tepkileri (sınavdan önceki gece karın ağrısı) problemin kendisi değil, semptomları, bugünkü dışavurumlarıdır. Bu olumsuz inanç ve duygulara yol açan işlenmemiş anılar şimdiki zamandaki olaylar tarafından tetiklenmektedir. Bu kilitli kalmış anı ile diğer anı ağları arasında ilişki kurulması, öğrenmenin sağlanarak bilginin adaptif bir şekilde depolanması mümkün olur. EMDR terapisi sonrasında  danışan artık rahatsız olmaz ve anıyı yeni ve sağlıklı bir perspektiften görür.

Emdr kısa süreli terapiler grubundadır ve seansların süresi danışana ve danışanın yaşamış olduğu  onu rahatsız eden duruma bağlı olarak değişmektedir eğer danışanın tek bir travmatik anısı varsa görüşmeler ile 1-3 seans sürmektedir ve yapılan araştırmalarda hem etkili  hemde kalıcı olduğunu göstermektedir..

.EMDR şu problem türlerinde özellikle etkili olmaktadır; Cinsel Taciz, Tecavüz, Fiziksel Şiddet, Psikolojik Şiddet, Duygusal İstismar, Doğal Afetler, Aldatılma, Aldatma, Terkedilme,  vb.

  • Kompleks Travma ve Buna Bağlı Kişilik Sorunları
  • Depresyon
  • Kaygı Bozuklukları (Panik bozukluk, Yaygın Kaygı Bozukluğu, Obsesif Kompulsif Bozukluk vb.)
  • Fobiler ve Korkular (Sosyal Fobi, Yükseklik Korkusu, Uçak Korkusu, Agorafobi vb.)
  • Uzun Süren Yas
  • Kendilik Değer ve Özgüven Problemleri
  • Öfke ve Stres Yönetimi
  • Psikolojik Kökenli Fiziksel Rahatsızlıklar (Baş Ağrısı vb.)
  • Kilo Kontrolü ve Yeme Bozuklukları
  • Beden Algısı Bozuklukları

EMDR terapisi ile sadece semptomlar ortadan kalkmaz. Yeni bakış açısının kazandırdığı pozitif inançlar ve olumlu duygular kişinin kendisine, ilişkilerine, dünyaya bakışını da olumlu yönde değiştirip kişisel gelişim sağlar.

EMDR Terapisti
Psk. Dan. Kübra ÖZTÜRK

 

[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row]


zihinsel-dikkat-01.jpg

7 Temmuz 2018 Sır Psikoloji0

[vc_row][vc_column][vc_column_text]

Satranç, Dama. Su Doku, Solo Test: Bu tür oyunlar zihinsel süreçlerin gelişimine önemli katkılar sağlar; beyni dinç ve sağlıklı kılar, zihni dinlendirir, üretici düşünceyi geliştirir. Stratejiyi, ön görü yeteneğini, olasılıklı düşünmeyi, olayları farklı pencereden değerlendirmeyi sağlar. Başta yapılan hatanın sonradan ne gibi sonuçları meydana getireceğini gösterdiği için sebep-sonuç ilişkisi kurabilme yeteneğini geliştirir.

 

Bilardo, Bowling, Dart, Misket, Beş Taş, Masa ve Kort Tenisi: Bu oyunlar, çocuğun vücut koordinasyonunun gelişmesine katkı sağlar. Bu oyunlar, çocukların nesne, araç-gereç kullanımını, ince motor, kaba motor ve el-göz koordinasyonunu geliştirmede yararlıdır. Geometrik algılama, açı belirleme, hız, mesafe hesaplama ile ilgilidir.

 

 Sek Sek(Çizgi Oyunu): Çocuğun bedenini kontrol edebilmesini, bedenini istediği gibi kullanabilmeyi öğrenmesini ve kaba motor gelişimini sağlar. Çocukta sakarlık varsa, sakarlıktan kurtulmasın yardımcı olur.

 

 Tangram, Yapboz, Lego: Görsel, uzamsal yeteneğin gelişmesini ve ince kas gelişimini sağlar. Bir nesneyi farklı amaçlar doğrultusunda kullanabilmeyi sağlayarak, görsel ve uzamsal dikkati, geometrik algılama yeteneğini ve parça-bütün algısını geliştirir. Tümevarım ve tümdengelim metodunu öğretir.

 

 Uçurtma: Çocuk, uçurtma ile geniş bir alanı dikkatli bir şekilde kullanabilmeyi, çevreye uygun davranabilmeyi öğrenir. Uçurtma uçurmak çocuğun ince motor, kaba motor ve el-göz koordinasyonunun gelişimine katkıda bulunur. Çocuğun kendi uçurtmasını kendisinin yapması oldukça yararlıdır. Böylelikle çocukta el becerileri ve üreticilik yeteneği gelişir.

  Balonla oynama: Şişirilmiş balonu birbirine atarak yere düşürmemeye çalışırlar. Çocukta konsantrasyonu artıracaktır.

[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row]


depresyon-01-1200x480.jpg

12 Haziran 2018 Sır Psikoloji0

[vc_row][vc_column][vc_column_text]DEPRESYON

Herkes gibi bizde gündelik hayatımızda bazen çok mutlu, neşeli olabildiğimiz gibi bazen de  kendimizi mutsuz, depresif hissettiğimiz zamanlar vardır kısa süreli bu moral bozulmaları depresyon olarak adlandırılamaz ancak bu karamsar, çökkün, keyif aldığınız şeylere ilgisiz ruh hali en az 2 haftadır devam ediyorsa depresyondasınız demektir.

Depresyon, sebepsiz yere kendi kendine de ortaya çıkabilir ya da bir sorunumuz depresyonun meydana gelmesine direkt olarak etki yapıyor olabilir depresyonunuzun ortaya çıkması için herhangi bir sorun olmasına gerek olmayabilir.

 

Major depresif epizodun DSM’ye göre belirtiler;

– Üzgün, çökkün duygudurum, günün büyük kısmında ve hemen hemen her gün

– Her günkü faaliyetlerde ilgi ve hoşnutluk kaybı.

– Uyumada güçlükler (insomnia); başlangıçta uykuya dalamama, gece uyanıp bir daha uyuyamama ve sabah çok erken uyanma ya da bazı hastalarda zamanın çoğunu uyuyarak geçirme isteği.

– Faaliyet düzeyinde değişiklik, ya letarjik olma (psikomotor yavaşlama) ya da ajite olma.

– İştah azalması ve kilo kaybı, ya da iştah ve kilo artışı. Enerji kaybı ve aşırı yorgunluk.

– Olumsuz benlik kavramı, kendini yerme ve itham etme, değersizlik ve suçluluk duyguları.

– Düşüncede yavaşlama ve kararsızlık gibi dikkati toplamada güçlükten yakınma ya da gerçekten güçlük çekme.

– Yinelenen ölüm ve intihar düşünceleri.

Başka bir tanımlamaya göre ise belirtiler;

PASİF OLMA: Olunandan sessiz ve oldukça pasif gözükme.  Ama bu pasiflik kalıcı hale geldikçe etkilenen kişi bu yeni pasif ruh halini kabullenip, enerji kaybetmeye başlar ve sıradan işlerin yapılması bile zorlaşır.

İLGİSİZLİK: Kişi daha az aktif hale geldiği gibi yaşama olan ilgisi de azalmaya baslar. Değersizlik etkisi dayanılamayacak kadar acı vermeye başladığında, bunu hafifletmek için kendiliğinden bir uyuşma oluşabilir.

KÖTÜYE ODAKLANMA: Bazı insanlar doğaları gereği karamsar özellik gösterirken, zor şartlarda bu tip kişiler bu durumda daha fazla karamsarlık özelliği sergilemektedirler. Kişi olumsuzluğa odaklanmaya meyil özelliği gösterir.

KENDİNİ DEĞERSİZ GÖRME: “Hiçbir şeye yeteneğim yok”, “İyi giden bir şey yok”, “En ufak bir umut olmadığını biliyorum” gibi sözlere odaklanarak kendi potansiyelinin farkına varamamak.

GERİ ÇEKİLME: Bu durumda, depresyona giren kişiler diğer insanlarla iletişimini kısıtlamaya gitmektedirler. Toplumun bir parçası olmaktan kaçınırlar.

KENDİNE ODAKLANMA: Diğer insanlara karşı duvar örerek, içine kapanıklık göstermeye baslar.

MUTLU İNSANLARDAN UZAK DURMA

KİŞİLİĞİN VE ALIŞKANLIĞIN DEĞİŞMESI: Kişi normal zamanında neşeli ve cana yakın iken, bu süreçte artık umursamaz bir insan olmaya baslar.

BİTKİNLİK: Kişi de bir bitkinlik, tükenmişlik hali söz konusudur. Yeni güne uyanmak mutsuz eder. Gece uykulara dalmakta zorluk çeker, az uyur.

 

 

“Maskeli de Olabilir”

Duygulanım gösterimleri belirgin olmayan, bedensel belirtilerin daha ön planda olduğu depresyon çeşidi. Hastalar, sıkıntılarını bedenleriyle ifade edebilirler. Hatta yüzlerine savunma amacını güden bir gülümseme maskesi takabilirler. Sürekli vücutlarının çeşitli yerlerindeki ağrı ve sızılardan yakınırlar. Ağrı ve sızılarının onları felakete götüreceğine inanabilirler. Ayrıca iştah ve kilo kaybı, yorgunluk, düşük enerji de ortaya çıkar.

Sizde kendinizde depresyon belirtileri görüyorsanız Kayseri’de profesyonel destek almak için Uzman Psikolog kadrosuyla Sır Psikoloji’den randevunuzu alın

[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row]


50e220ad61270d25f2d6f2a0095b116a-normal-01.jpg

8 Haziran 2018 Sır Psikoloji0

[vc_row][vc_column][vc_column_text]ALTYAPISI

NASA, 1990’ların başında “neurofeedback” ile uçuş simülatör eğitimini bütünleştirdi. konsantrasyon eksikliğinden kaynaklanan kaza risklerini azaltmak için astronotlara dikkatlerini artırma öğretildi. Dikkati gösteren beyin dalga aktivitesini izleyerek astronotlar anlık dikkat kaybını bilgisayar simülasyonun gösterdiği gibi görebilmektedir. NASA’nın araştırmasından esinlenerek Play Attention tasarlanmıştır. Play Attention, NASA’nın eğitim yöntemini büyük ölçüde geliştirmiştir. Play Attention, şuanda 3 patent sahibi ve hala sırada bekleyenler var.

NASA’nın isteği üzerine Unique Logic + Technology, Inc., şirketinin kurucusu ve CEO’su Peter Freer, 2005 yılında Washington’daki Ulusal Uzay Topluluğunda (National Space Society) şuan dünya genelinde kullanılan NASA’dan esinlenen teknolojinin kullanımı ile ilgili ders vermiştir.

Ayrıca Freer, Viyana’da Birleşmiş Milletlerde konuşmuştur. Uluslar Arası Atom Enerjisi Ajansıyla (International Atomic Energy Agency) birlikte Kişi Performans Yönetimi konusundaki bir makalenin yazarlarından birisidir.

GENEL BAKIŞ

Devam eden araştırmalar, dikkatini toplamada zorluk yaşayan öğrencilerin akademik alanda mücadele etme ihtimalinin bir hayli düşük olduğunu göstermekte. Bu durum, sınıf derslerini anlama, ödevlerini zamanında bitirme, dürtüsel ve zarar verici davranışlarından uzak durma gibi yetenekleri kapsamaktadır ama sadece bunlarla da sınırlı değildir. Bu yeteneklerin yokluğu genellikle düşük performansa ve çalışma zamanında büyük ölçüde artışa yol açmaktadır ki bu durum sadece özgüveni değil aynı zamanda bir öğrencinin sosyal ve akademik gelişimini de olumsuz yönde etkilemektedir.

Play Attention, dikkat problemi yaşayan çocuklar için zayıf olan nöral ağlarını güçlendirerek bu sorunları vurgulamak için özel olarak tasarlanmış tam bir beceri geliştirme protokolüdür.

Tutarlı ve yapılandırılmış eğitim sayesinde bir öğrenci;

  • İstekli olarak odaklanma
  • Yönergeleri takip etme
  • Dikkat dağıtıcıları göz ardı etme
  • Sınıfta başarısını engelleyecek davranışlarını kontrol etme becerilerini artırır.

 

GENEL BİLGİ

Play Attention, davranış şekillendirme, mesleki eğitim, veri değerlendirme ve diğer destek özelliklerini kapsarken sistemin çekirdeğini kullanıcının beyin dalgalarını doğrudan okuyan sensörlerden oluşmaktadır. Patentli donanım ve yazılımla birlikte cihaz, dikkati öğrencinin gerçek zamanlı görebileceği somut bir değere dönüştürür. Bu şekilde dikkat kavramı ölçülebilir hale getirir dolaysıyla sürekli olarak geribildirim yoluyla bir beceri olarak öğretilebilmektedir.

Play Attention’ın (nöro veya biofeedback gibi benzer uygulamalar) dayandığı bilim, 25 yıldan fazla süredir varlığını sürdürmektedir. Bu eğitim programı benzersizdir ve sadece performans sonucuna doğru ilerler. Play Attention’ın başarısını, öğrencinin gerçek yaşamda ne gösterdiği ile somut bir biçimde değerlendiriliririz yaygın örnekler arasında ödevleri uygun zamanda bitirme becerisi veya okulda derslerini daha iyi dinleyebilme becerisi gösterilebilir. Öğrencilerin kullanabilecekleri kalıcı zihinsel araçlar sağlanarak ayırıcı işlem, görsel takip ve dikkati sürdürme kısa süreli hafıza gibi diğer becerilerinin de geliştirilmesini sağlar. Kısacası, Play Attention, doğuştan daha önce yapamadığı şeyleri yapması için öğrencinin beynini “eğitir”

“20 yıldan fazla süredir özel eğitim alanındayım. Play Attention, dikkat sorunları için benim gördüğüm bilimsel tedavilerin en iyisi.” – Dr. Sam Dempsey, Olağanüstü Çocuklar Program Yöneticisi, Winston- Salem Forsyth Co. Schools

 

Play Attention Destek Programından Sonra Ne Gibi Değişiklikler Olur?

 

Gelişmiş Akademik Başarı:

Çocuğunuzun zeki olduğunu biliyorsunuz ama derslerinde ve ev ödevlerinde zorlandığını görüyorsunuz. DEHB akademik performansı etkiler bu durum çoğu ebeveyni kaygılandırır. Odaklanma eksikliği, bilgileri öğrenmeyi oldukça güçleştirir DEHB’li çocukların aynı ortamdaki okulda, kurs merkezlerinde arkadaşlarıyla aynı seviyede öğrenmesini engelleyebilir. Play Attention destek programını aldığınızda;

  • Sınavlarda dikkati toplamayı sağlayarak netlerinizin çevresel sorunlara bağlı düşüşünü ve soru kaçırma yanlış işaretleme gibi durumları ortadan kaldırır
  • Sınıfta öğretmeni dinlemeyi ve düzenli çalışma becerilerini geliştirir
  • Okuduğunuzu daha rahat anlamanızı sağlar.
  • Hafızayı güçlendirerek öğrenmeyi kolaylaştırır. Böylece formül tarih ezberleme gibi sizi zor duruma sokan dersler kabusunuz olmaktan çıkar.

Gelişmiş Sosyal İlişkiler:

Çocuğunuz okulda öğretmenleri ve arkadaşları ile nasıl geçinmekte? DEHB ‘li çocuklar dürtüselliğe bağlı olarak arkadaşları arasında oyun bozan olarak adlandırılırlar. DEHB’li bir çocuğun ebeveynleri olarak;

  • Arkadaşları ile iyi geçinmesini
  • Sınıfta dersi dinlerken odaklanmasını
  • Ödevlerini zamanında bitirmesini
  • Dikkati dağılmadan öğretmenini dinlemesini
  • Oyunlara ve faaliyetlere katılmasını da istersiniz

Çocuklar evde, aile kurallarına uymalı, ev ödevlerini yapmalı, ev işlerine yardımcı olmalılar. Play Attention bu becerileri öğretmede uluslararası liderdir.. 1996’dan beri tüm dünyada DEHB’li çocuklara bu becerileri kazandırmaktadır.

NOT: Sistemde kullanılan cihaz medikal bir cihaz olmamasına rağmen medikal cihazlara uygulanan testlerden başarı ile geçmiş ve hiçbir zararı ve yan etkisi bulunamamıştır.

Kayseri’de çocuğunuzda Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite (DEHB) sorununa Play Attantion ile profesyonel yardım almak isterseniz Uzman Psikologlar denetiminde Sır Psikolojiden randevunuzu alabilirsiniz[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row]



8 Haziran 2018 Sır Psikoloji0

[vc_row][vc_column][vc_column_text]Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu(DEHB)

Halk arasıda Dikkat Eksikliği belirtileri yanlış bir şekilde üstün zekalı olma, şımarıklık, terbiyesizlik, tembellik ve huysuzluk gibi terimlerle ifade edilmeye çalışılır. Dolayısıyla belirtileri görmezlikten gelmeden, şidddet uygulamaya kadar, geniş bir yelpazede çüzüm aranır.

Belirtileri bu sorunun yansıması olarak görmek yerine, suçlu aramak ve sonunda çocuğu cezalandırmak, en büyük çözümsüzlüğü üretmek demektir.

Anne babaların sürekli birbirini suçlayarak, adeta ‘‘ sorunun nedeni ben değilim’’ mesajını vermeye çalışmaları, ev içindeki huzuru bozarak, çocuğa ulaşmayı daha da güçleştirir. Evin duygusal ortamı olumlu olmaktan çok gerilimlidir.

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) erken çocukluk döneminde başlayan ve temel belirtileri erişkin dönemde de devam eden nörolojik tabanlı bir gelişim bozukluğudur.

DEHB bireyin kişiler arası etkileşimini, akademik yaşantısını ve mesleki hayatını, oluşturduğu olumsuz etkiler açısından toplumun da önemli bir sorunudur.

DEHB doğuştan gelen bir bozukluktur ve daha bebeklik döneminden itibaren uyku azlığı, bozuk uyku düzeni, uyarılara aşırı duyarlılık, ışık, ısı, gürültü gibi çevresel değişikliklere aşırı tepkilerle kendini göstermeye başlar.

Oyun dönemine geldiklerinde aşırı hareketlilik, duygusal değişkenlik, oyun ve oyuncaklara yaşıtlarından beklenen odaklaşmayı yapamama, bebeklikten beri süregelen uyku düzensizliklerinin yanı sıra söz dinlemeyen, aşırı yaramaz, yerinde duramayan çocuklar olarak annelerinin dikkatini çekebilirler

Tanının konduğu yaş okula başlama dönemi olan 6 – 7 yaşlarıdır. Çünkü bu yaşlar çocuğun okula ya da sınıf kurallarına uymadığı, dikkatsizlikten dolayı konuya odaklaşmakta güçlük gektiği, akademik başarısında düşüklük, ataklık ve aşırı hareketliliğe bağlı olarak arkadaş ilişkilerinde bozulma gibi yakınmaların yoğunlaştığı bir dönemdir.

DEHB’li çocukla ilgili aileye devamlı şikayet gelir. Çocuklarının neden olduğu sorunlar için sürekli okula çağırılırlar ve aile devamlı sıkıntı içerisindedir. Diğer aileler ve öğretmenlerin, bu annne babaları yetersiz olarak görmeleri, sorunları iyice karmaşık hale getirmektedir. DEHB’li çocuklar ise, sürekli neyi nasıl yanlış yaptıklarıyla ilgili geribildirim alırlar. Anne – baba, giderek aşırı denetimci, uyarıcı ve stresli bir hale gelir. Böyle bir durumda çocuk yetiştirmenin zorluğu açıktır.

Diğer çocuklarla kıyaslandığında olumlu yanlarıda göze çarpmaktadır. Bunlar, daha üretken olmaları, enerjik, sıcakkanlı, cana yakın ve dürtüsel olmalarıdır.

Ancak bu çocuklar, sıklıkla insanlara çabuk güvenebilirler ve kolaylıkla risk alabilirler. Özellikle riskli sağlık davranışları açısından tehdit altında olan bu çocuk ve ergenler  de sigara ve madde kullanımı, yasal sorunlar, kötü akran ilişkileri, kendine güven kaybı, okul ve iş başarısında düşüklük ve psikiyatrik komorbite gözlenmektedir.

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu 3 Tipte Görülmektedir Bunlar;

1)Dikkat eksikliğinin önde görüldüğü tip:Sadece dikkat eksikliğinin görüldüğü tiptir hiperaktivite ve dürtüsellik varsa da tanı alacak kadar değildir.

2)Aşırı hareketliliğin önde görüldüğü tip: Aşırı hareketlilik ve dürtüsellik görülmektedir dikkat eksikliği varsada tanı alacak kadar değildir.

3)Birleşik Tip:İçersisinde dikkat eksikliği, dürtüsellik ve aşırı hareketliliğini tanı alacak düzeyde barındırmaktadır

Amerikan Psikyatri Birliği tarafından zihinsel hastalıklara tanı koymak ve ölçüt koymak için belirlenen DSM – V de tanı belirtiler şu şekilde sıralanmıştır

Dikkatsizlik

Aşağıdaki belirtilerden en az altı tanesi altı aydır devam etmeli

 

  • Ayrıntılara özen göstermez okul çalışmalarında işte yada etkinliklerde ayrıntıları gözden kaçırır dikkatsizce hatalar yapar
  • İş yaparken, oyun oynarken dikkatini sürdüremez(oyuncaktan hemen sıkılıp başka bi nesneye yönelebilir) okulda dersi dinlerken yada uzun bir yazı okurken odaklanmakta zorlanır.
  • Doğrudan kendisi ile konuşulurken dinlemiyor gibi görünür(ismiyle seslendiğiniz zaman cevap vermeme gibi)Dikkatini dağıtacak bir şey olmasa bile aklı başka yerde gibi görünür
  • Verilen yönergeleri takip etmez, okulda verilen görevleri ev ödevlerini, sıradan günlük sorumluluklarını tamamlayamaz(örneğin; işe başlar hızlı bir şekilde odağını kaybeder ve dikkati dağılır.
  • İşlerini ve etkinliklerini düzenlemekte zorlanır(Örneğin ardışık işlemleri yapmakta, düzenli olmakta zorluk çeker, düzensiz ve dağınık çalışır, zamanı doğru kullanamaz
  • Uzun süre zihinsel çaba gerektiren işlerden kaçınır, bu tip işlerden hoşlanmaz ve yapmak istemez(Örneğin; okulda verilen görevler ve ev ödevler, gençlik ve yetişkinlik dönemlerinde ise from doldurmak, uzun süren yazılara göz gezdirmek gibi)
  • Kendisi için gerekli olan nesneleri kaybeder(Örneğin; kalem, defter, kitab, gözlük, cüzdan, telefon, anahtar)
  • Dış uyaranlara dikkati kolay dağılır (Gençlerde ve yetişkinlerde ilgisiz düşüncelerde olabilir)
  • Günlük etkinlikleri unutma eğilimindedir (Getir götür işleri yaparken, günlük etkinlikler sırasında, yetişkin ve gençlerde, randevu saatine uymada, faturaları ödemede, telefon aramalarına cevap verme)

Aşırı Hareketlilik ve Dürtüsellik

Aşağıdaki belirtilerden en az altı tanesinin bulunması ve altı aydır devam etmesi gerekir

  • Kıpırdanır, oturduğu yerde kıvranır yada ellerini ayaklarını vurur.
  • Oturması beklenen yerlerde oturamaz oturduğu yerden kalkar(Sınıfta, iş yerinde durması gereken durumalrda yerinden kalkar)
  • Uygunsuz ortamlarda koşturur yada bir yere tırmanabilir(Yetişkin veya ergenlerde huzursuzluk hissetme şeklinde görülebilir)
  • Boş zaman etkinliklerine sessiz bir şekilde katılamaz yada sessiz bir şekilde oyun oynayamaz
  • Her an hareket halindedir yada kıçına motor takılmış gibidir
  • Çoğu zaman aşırı konuşur
  • Sırasını beklemekte zorlanır(oyunda yada yetişkinler için kuyrukta)
  • Başkalarının sözünü keser yada konuşmalarının arasına girer, sormadan izin almadan başkalarının eşyalarını kullanabilir

Birkaç dikkatsizlik yada aşırı hareketlilik dürtüsellik belirtileri iki yada daha çok ortamda olması gerekir(ev, okul, gezme, işyeri, akrabaların yanındayken yada bir etkinlik sırasında.

Bu belirtiler çocuğun yada yetişkinin ev, okul ve toplumsal yaşayışını açık bir şekilde olumsuz etkilemesi gerekir.

DEHB’li Çocuğu Olan Veliler Genelde Aşağıdaki Söylemlerle Gelmektedirler

  • Yerinde bir türlü durmuyor gözümüz süreki üstünde çok hareketli
  • Sesleniyoruz ama cevap vermiyor hiç umursamıyor
  • Çok geveze hiç susmuyor sürekli sözümüzü kesip kendisi konuşmak istiyor
  • Çok aceleci hemen olmasını istiyor tezcanlı(aileler bunun mizaç özelliği olduğunu düşünebilmektedirler)
  • Maymun iştahlı hemen sıkılıyor(oyuncaklardan, oyundan, dersten)
  • Çok zeki aslında ama çalışmıyor
  • Aklı sürekli başka yerlerde
  • Dersi dinlerken aklı başka yerlere gidiyor
  • Ders çalışmayı hiç sevmiyor çabuk sıkılıyor
  • Bi işe hevesle başlıyor çabuk bırakıyor
  • Televizyon ve tabletle çok oynuyor kilitlenmiş gibi bakıyor

Çocuğunuzda Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bulunmaktaysa  alanında uzman psikologlarımızdan profesyonel destek almak için Sır Psikoloji’den randevunuzu alın[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row]


rs-01-1200x716.jpg

5 Haziran 2018 Sır Psikoloji0

[vc_row][vc_column][vc_column_text]Psikoloji Nedir?

 

Psikoloji, insan davranışlarını, ruhsal ve zihinsel süreçleri inceleyen bilim dalıdır. Psikoloji biliminin her biri lisans sonrası ayrı ayrı uzmanlık gerektiren pek çok alt dalı bulunur. Bunlar; Klinik Psikoloji, Gelişim Psikolojisi, Sosyal Psikoloji, Adli Psikoloji, Deneysel Psikoloji, Bilişsel Psikoloji, Nöro Psikoloji ve Endüstri ve Örgüt Psikolojisi

 

Psikolog Kimdir?

Üniversitelerin Fen Edebiyat Fakültesinde 4 yıllık Psikoloji bölümünü bitirmiş kişilere psikolog denir. Almış olduğu eğitim doğrultusunda insan zihninin ve davranışlarının birbirleriyle ve çevreyle nasıl etkileşimde bulunduğunu gözlemleyerek, ölçerek, yorumlayama yoluyla inceleyen profesyonellerdir.

Psikolojik Danışman ve Rehber Öğretmen Kimdir?

Üniversitelerin Eğitim Fakültelerinde bulunan Psikolojik Danışma ve Rehberlik(PDR) Bölümünden mezun kişilere denir. Psikoloji bölümü ile kesişen birçok dersi bulunmaktadır. Daha çok gündelik hayat problemleri ve eğitim psikolojisi üzerine uzmandırlar. Her okulun rehberlik servislerinde yararlanabileceğiniz Psikolojik Danışman ve Rehber Öğretmen Bulunmaktadır

Klinik Psikolog Kimdir?

Üniversitelerin psikoloji ve pdr bölümü mezunları lisans eğitimini tamamladıktan sonra Klinik Psikoloji yüksek lisans veya doktorası yapan kimseler Klinik Psikolog ünvanını alırlar.

Klinik psikologlar, nesnel ölçüm araçları ile beraber gözlem ve görüşme teknikleri kullanarak psikoterapi yöntemleri ile sorunlara müdahale eder.

 

Psikoterapi Nedir?

 

Psikoterapi ,eğitilmiş ve nesnel bir profesyonel tarafından uygulanan, psikolojik, davranışsal ve duygusal problemleri tedavi etmenin sanatı ve bilimidir (Cullari, 1998)

Psikoterapi, duygusal ve zihinsel bozuklukları, iletişimin çatışmalarını ve problemlerinin içyüzünü konuşmayı, rahatsızlık belirtilerinden kurtarma hedefiyle sosyal ve çalışma hayatının fonksiyonlarını geliştirmeyi sağlayan davranışsal değişiklikleri,  kişilik gelişimini cesaretlendirmek üzere tasaranmış psikolojik teknikler kullanılarak yapılan tedavidir. (from.Answer.com, Health, 2007).

Psikoterapi, sonuçlarının önceden kestirilemediği tam ve açık olarak belirli olmayan problemlere uygulanan tanımlanmamış bir tekniktir. Bu tekniği öğrenmek için çok titiz bir eğitim alınması tavsiye edilir. (Raimy, 1950).

Psikoterapist Kimdir?

Psikoterapi eğitimini tamamlamış Psikolog, Psikolojik Danışman, Psikiyatrist ve Klinik Psikoloğa psikoterapist denir. Psikoterapistler aldıkları eğitim ve yakın oldukları ekol doğrultusunda hastaya tanısal değerlendirme yaptıktan sonra uygun yönde sağaltım(tedavi) sunarlar.

Psikiyatrist Kimdir?

Tıp fakültesi eğitimini tamamladıktan sonra psikiyatri alanında ihtisasını tamamlayan hekimlerdir. Hastalıkların tanımlamasını (birincil tanı, eş tanı, ayırıcı tanı) yaparak gerekli tedavi planını yaparlar. Psikiyatristler ilaç yazabilir, gerekli laboratuvar testlerini talep edip MR, EEG gibi beyin inceleme cihazlarını psikiyatrik bozuklukların tedavisinde kullanabilir

Kayseri’de Ruh sağlığı alanında profesyonel bir destek almak istiyorsanız Sır Psikolojiden Randevunuzu alabilirsiniz[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row]


sinav_kaygi-01.jpg

2 Haziran 2018 Sır Psikoloji0

[vc_row][vc_column][vc_column_text]Sınav Kaygısı Nedir?

Sınav kaygısı sınavlara hazırlanan herkesin yaşayabileceği bir kaygı türüdür. Sınava giren kişilerin doğal olarak sınav sonucu hakkında beklentisi vardır. Sınavın sonucunda başarısız olacağını düşünüp sınav esnasında öğrenmiş olduğu bilgi ve birikimleri etkili bir biçimde kullanmasını engelleyip  kişinin yoğun biçimde korku, kaygı, endişe duygularını yaşayıp bunun sonucunda sınav başarısının düşmesine neden olan kaygı türüdür.

Sınav esnasında orta düzeyde bi kaygı istenilen bi kaygı türüdür. Öğrencilerin motivasyon düzeylerini artırarak öğrenmeye olan istekleri ve gayretleri artar sınav esnasında ise konsantrasyon düzeyleri yüksek olur öğrendiği bilgileri hatırlamasını kolaylaştırır dikkatini sürdürmesinde yardımcı olur. Bu düzeyde bi kaygıda herkeste biraz kalp çarpıntısı, heyecan,  tuvalete gitme ihtiyacı görülebilir.Ama bunlar yüksek düzeyde yaşandığı takdirde tam tersi bir etki göstererek kişinin dikkatinin dağılmasına, bildiklerini unutmasına, dolayısıyla kişinin başarısızlığına neden olur.

Sınav Kaygısının Belirtileri Nelerdir?

Kaygılı bir öğrencide, fiziksel, duygusal, zihinsel ve davranışsal belirtilere rastlanır.

Fiziksel belirtiler; Kalp atışında hızlanma , ellerde titreme, terleme, yorgun ve halsiz hissetme, yüz kızarması, mide bulanıtı, kasılma, baş ağrısı, mide ve bağırsak sorunları, göğüste sıkışma sık idrara çıkma v.b.

Duygusal belirtiler; Gerginlik, karamsarlık,genel sinirlilik ve öfke hali, korku(bildiklerini unutma veya hata yapma korkusu) güvensizlik, çaresizlik, depresif duygu durumu, heyecan, endişe(sürenin yetmeyeceğine) v.b.

 

Zihinsel belirtiler; Gerçekçi olmayan felaket yorumları içeren düşünceler(başaramazsam, ya kazanamazsam, sınavda bayılırsam, yapamayacam galiba, yetersizim, herkes benden daha iyi yapacak), unutkanlık dikkat toplamada ver sürdürmede güçlük, konuları hatırlamada güçlük v.b.

 

Davranışsal belirtiler;Kaçınma davranışları(ders çalışmayı bırakma yada erteleme, sınavı yarıda bırakma yada sınav girmeme)  unutkanlık v.b

Sınav kaygısı belirtileri taşıyorsanız Kayseri’de  alanında uzman psikologlarımız tarafından profesyonel bir destek almak istiyorsanız Sır Psikoloji’den randevunuzu alabilirsiniz[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row]


Sır Psikoloji

Günümüzde yaşam koşullarının hızla değişmesi, bireyleri psikolojik, sosyal ve akademik yönden pek çok sorunla yüz yüze getirmektedir. Sorunlarımızla başa çıkabilmek için yalnızca kişisel gayretlerimiz yeterli gelememekte profesyonel bir yaklaşıma ihtiyaç duyulmaktadır.

Bizler bu ihtiyacı fark edip 2016 yılında Sır Psikoloji Aile Danışma Merkezini kurduk.Kurumumuz T.C. Kayseri Valiliği tarafından ruhsatlandırılmış Aile Çalışma Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğüne bağlı özel bir kurumdur.

Amacımız, bireylerin yaşam kalitelerini artmasını sağlayıp, bireysel iyilik hallerine, psikososyal gelişimlerine katkı sağlamak bunun içinde Psikoloji biliminin bilgi ve birikimlerini danışanlarımızın hizmetine sunmaktır.

Copyright by Sır Psikoloji 2020. All rights reserved.

dantel modelleri